ULUSLARARASI İMÂM-I RABBÂNÎ SEMPOZYUMU SONUÇ BİLDİRGESİ

İmâm-ı Rabbânî Ahmed Sirhindî 1564-1624 yılları arasında Hindistan’da yaşamış bir âlim ve sûfîdir. O, bir taraftan İslâmiyet’in Kur’ân ve sünnet çizgisinde yorumlanması ve toplumun hurâfelerden arındırılması için mücâdele etmiş, bir taraftan da tasavvuf yolunun yüksek tecrübelerine erişip edindiği bilgileri dostları ile paylaşmıştır. Yaşadığı dönemdeki pâdişahlarının İslâmiyet’e aykırı uygulamalarına sessiz kalmayan İmâm-ı Rabbânî hapsedilmeyi göze almış ancak ilkelerinden ve mücâdelesinden vaz geçmemişti. Sonunda çabaları ve mücâdelesi sonuç vermiş, Müslümanların din ve tasavvuf anlayışında önemli bir canlanma ve yenilenme meydana gelmiştir. Bu yönleriyle o, toplumun din ve tasavvuf anlayışını yenileyen (müceddid) bir rehber olarak telakkî edilmiş ve kendisine “Müceddid-i Elf-i Sânî” (hicrî ikinci bin yılın yenileyicisi) lâkabı verilmiştir.

İmâm-ı Rabbânî, İslâm dünyâsının özellikle Hindistan’ın 19 ve 20. yüzyıllardaki özgürlük, ilim, ıslâh ve ihyâ hareketlerine ilhâm kaynağı da olmuştur. İslâmî ilkeleri bozmaya çalışan yöneticileri uyarmış, onlarla fikrî mücâdeleye girişmiş, onun bu ilkeli ve dik duruşu, sonraki asırlarda sömürgeci idârelere karşı özgürlük mücâdelesi veren kişilere örnek olmuştur. Kendisi bir Nakşbendî şeyhi olan İmâm-ı Rabbânî, dergâhında tefsir, hadis, fıkıh ve akâid kitapları okutmuş, medrese ile tekkeyi ayrı gören zihniyete karşı çıkmış ve âlimler ile mutasavvıfları, medrese ile tekkeyi birbirine yakınlaştırmıştır. Bu sayede hem tasavvufu ilimden uzak ayrı bir kulvarda yürüme tehlikesinden korumuş, hem de âlimleri tasavvuf ile buluşturmuştur. İmâm-ı Rabbânî’nin tasavvufî eğitim ve varlık düşüncesi konularında ortaya koyduğu yeni fikirler ve getirdiği orijinal terimler de, tasavvuf kültürüne önemli katkılar sağlamıştır. Dervişin tasavvuf yolunda ulaşacağı mânevî aşamaları detaylı bir şekilde anlatmış, “Vahdet-i vücûd” düşüncesinin daha doğru anlaşılmasına katkı sağlamıştır.

İslam dünyâsında daha ziyade Mektûbât isimli eseriyle tanınan ve eserleri asırlardan beri sevilerek okunan İmâm-ı Rabbânî’nin daha iyi tanınması ve mesajının hatırlanması için İstanbul’da 15-17 Kasım 2013 tarihleri arasında uluslararası katılımlı bilimsel bir sempozyum düzenlenmiştir. 30 yerli, 10 yabancı akademisyen ve araştırmacının katılımıyla gerçekleşen sempozyumda İmâm-ı Rabbânî’nin hayatı, eserleri, düşünceleri, tesirleri ve mücâdelesi ele alınıp anlatılmıştır.

Sempozyumda sunulan tebliğlerin bilâhare kitap hâlinde neşredilmesiyle İmâm-ı Rabbânî hakkında önemli bir kaynak eser kültür dünyamıza kazandırılmış olacaktır. Açılış, yedi oturum ve değerlendirme olmak üzere dokuz celsede icrâ edilen sempozyumdaki oturum başlıkları şunlardır:

1.    İmâm-ı Rabbânî’nin Dönemi ve Hayâtı
2.    İmâm-ı Rabbânî’nin Eserleri
3.    İmâm-ı Rabbânî’nin Dînî Düşünceleri
4.    İmâm-ı Rabbânî’nin Tasavvufî Düşünceleri
5.    İmâm-ı Rabbânî’nin İlmî Görüşleri
6.    İmâm-ı Rabbânî’nin Anadolu’daki Tesirleri
7.    İmâm-ı Rabbânî’nin Anadolu Dışındaki Tesirleri

“Hayâtı” oturumunda İmâm-ı Rabbânî’nin Kur’ân ve Sünnete bağlı ilkeli bir mücâdele hayâtı yaşadığı, “Eserleri” oturumunda Mektûbât isimli eserinin tahkikli yeni bir neşrine ihtiyaç duyulduğu; “Tasavvufî düşünceleri” oturumunda tasavvufa yeni bir açılım getirdiği, câhil sûfîleri uyardığı, “Vahdet-i vücûd”un daha doğru anlaşılması için çalıştığı ve bu gayeyle “Vahdet-i şuhûd” ve “abdiyyet” kavramlarını geliştirdiği; “İlmî görüşleri” oturumunda fıkıh ilminde ruhsatlardan uzak durduğu, kelâm ilminde ise bir müctehid olduğu, kelâm ile tasavvufu birbirine yakınlaştırdığı; “Te’sîrleri” oturumunda da İmâm-ı Rabbânî’nin bazı eserlerinin Osmanlı döneminden itibaren Türkçeye tercüme ile okunup sevildiği, onun takipçileri olan Nakşbendî müceddidîlerin hem Anadolu’da hem de İslâm dünyasının değişik bölgelerinde yayılıp onun fikirleri ile toplumu aydınlattıkları anlatılmıştır.
İmâm-ı Rabbânî’nin döneminde Babürlü pâdişahı Ekber Şah “Dîn-i İlâhî” adı altında yeni bir din uydurma girişiminde bulunmuş, ancak bu çabası İmâm-ı Rabbânî’nin mücâdelesi sonucunda yok olmuştur. Günümüzde de İslâm dünyasında “Rasyonalizm”, “Hümanizm” ve “Feminizm” gibi Batı felsefelerine uygun yeni ve farklı bir İslâm anlayışı empoze edilmekte ve âyetler asıl anlamından çarpıtılabilmektedir. Böyle bir zamanda, İmâm-ı Rabbânî’nin fikirlerinin tekrar hatırlanması önem arzetmektedir. Ayrıca, Afganistan, Suriye ve Irak gibi İslâm ülkelerindeki iç kargaşaların sona erdirilmesi için İmâm-ı Rabbânî’nin tasavvuf ve irfan dünyâsının hatırlanması, barış ve kardeşliğin te’sîsi için önemli olacaktır.

BİLİM KURULU